Türk sinemasının usta sanatçısı Münir Özkul’un sinemayla tanışma hikâyesi

361

1925 yılında İstanbul Bakırköy’de doğan Münir Özkul’un tiyatro merakı küçük yaşlarda başlamıştı. İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü okudu.

Bakırköy’de bulunan Halkevi’nde oyunculuğa ilk adımını attı. İlk amatör sahne deneyimini Halkevi’nde edindi. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda bir süre oynadıktan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’na geçti. Sonra Ses Tiyatrosu’ndaki oyunlarda yer aldı ve ardından özel bir tiyatro olan Küçük Sahne’ye geçti. Burası Özkul’un yükselişinde bir dönüm noktası oldu. Yeteneği Muhsin Ertuğrul’un gözünden kaçmayan Özkul, Küçük Sahne’de çokça başarılı oyunda yer aldı.

“İsmail Dümbüllü’den devraldığı, komikliğin nişanesi olan Kel Hasan Efendi’nin kavuğunu Ses Tiyatrosu’na devrediyor.”

“Samuel Beckett tarafından yazılan “Godot’yu Beklerken” adlı oyunda.”

Tiyatronun ardından tesadüfi olarak film setlerine geçişi 40’lı yılların sonuna tekabül ediyor. Özkul, askerliğini yaptığı dönemde, “Vatan ve Namık Kemal” adlı filmde yönetmen asistanlığı yapan arkadaşı Sırrı Gültekin’i ziyaret etmek için Yeşilçam’a gittiği birgün ilk kez bir filmde figüran olarak rol almıştı.

Üniformalı bir figüran arayışı içinde olan arkadaşının ricasını kırmayarak, biraz da eğlenceli bir anı olsun diye kamera karşısına geçmişti ve rol aldığı 400’ün üzerinde filmle, Türk sinemasına damgasını vuran önemli karakter oyuncuları arasına girmesini sağlayacak sinema serüveni işte böyle başladı.

Sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz.