Antonia’nın Yazgısı | 1995

149

Film, başlı başına kadınların erkeklere ihtiyaç duymadan, erkekler olmadan da ayakta kalışını anlatmakta. Antonia, yirmi yıl önce terk ettiği köyüne, annesinin vefatıyla birlikte döner. Yanında kızı Daniella vardır ve döndüğünde Antonia’nın kafasında “acaba yadırganır mıyım?” düşüncesi yoktur. Zaten bu düşüncenin olmayışını da evin kapısına geldiğindeki duruşundan anlıyoruz. Kızıyla yeni bir hayat kuran Antonia, bize güçlü bir kadın portresi çiziyor. Hiçbir erkeğe ihtiyaç duymadan her işini kızıyla birlikte yapıyor. Aslında kızına bu hayatta nasıl ayakta kalınması gerektiğini, insanların söylediklerini umursamaması gerektiğini ve bir erkeğe ihtiyaç duyulmadan nasıl yaşanması gerektiğini de öğretmiş oluyor.

Filmde, çoğu şeye kadınların karar verdiğini görüyoruz. Antonia’yu seven çiftçi Bas, onunla evlenmek istediğinde şöyle bir cümle kuruyor: “Çocuklarımın bir anneye ihtiyacı var.” Antonia ise buna karşılık, “Ama benim senin çocuklarına ihtiyacım yok” diyor. Yanında çocuğu olup da bir erkeği olmayan kadınların yanlarına hemen “evin reisi” sıfatına yakışacak bir erkeği bulmaya çalışan toplum algısını yıkıyor Antonia. Daha sonra çiftçi Bas ile zaman geçirdikçe onu sever ve yine bir ilişki içine girme kararını Antonia verir. Burada çiftçi Bas’ın da erkek egemenliğine karşı olduğunu görürüz çünkü barda zihinsel engelli kız kardeşinin göğüslerini elleyerek onu başka erkeklere pazarlamaya çalışan Pitte’nin elinden kızı alır ve dışarı çıkarır.

Aynı zamanda, özellikle Doğu toplumlarında erkeği evin reisi konumunda göstermek için masanın başına hep erkek oturur. Fakat bu filmde masanın başında Antonia ve kızı Daniella’yı görüyoruz. Masanın yanında ise çiftçi Bas ve çocuklarının oturduğunu görüyoruz. Antonia, Bas’ı sevmesine ve onunla bir birliktelik yaşamasına rağmen düşüncelerinden, davranışlarından ve dominantlığından taviz vermiyor. Bas da onun bu düşüncelerine saygı duyuyor.

Daniella’nın da erkeksiz bir cinsel hayatı tercih etmesi sonucu erkeği sadece çocuk dünyaya getirmek için bir araç olarak kullandığını görüyoruz. Daha sonra kızının öğretmenine aşık olarak cinsel tercihini homoseksüellikten yana kullandığını gösteriyor bize. Daniella hamile olduğu sırada kilisedeki rahip, kadınların ahlaksızlığından söz eder ve sürekli kötüler. Bunun üzerine Antonia, kızı, Bas ve oğulları kiliseyi terk ederler. Bas’ın yardımıyla birlikte rahip, küçük bir kıza cinsel istismarda bulunurken yakalanır ve ertesi gün bir önceki günden çok daha farklı şeyler söyler kilisede. Rahibin yaptığı konuşma bir özür niteliğindedir ve utancını da gizlemektedir. Rahibin küçük bir kıza cinsel istismarda bulunması sahnesi aslında Hollanda’da 1945’ten 2010 yılına kadar yaşanan kilise tecavüzleri olayına da bir gönderme niteliğindedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir