İsmail Saymaz: “Bizdeki muhabirlik daha örselenmiş ve hırpalanmış bir muhabirliktir.”

245

Gazeteci, yazar İsmail Saymaz ile Türkiye’de muhabirlik anlayışı üzerine konuştuk. 

Bir gazetenin yapı taşı muhabirdir deniyor. Sizin gözünüzden muhabirlik nedir?

Bizde biraz muhabirler, en alttakiler olarak istihdam edilirler. Ya da en alttakiler olarak görülürler. En vasıfsız en düşük ücret alan en eğitimsiz en kıdemsiz olarak görülürler o yüzden bizde çok daha hırpalanmıştır muhabirler. Batı gazeteciliğinde muhabirlik için biçilen bir yaş yoktur mesela. 50-60-70 yaşında muhabirler var ve bunlar artık uzman muhabirlerdir. Bizde o yaşta muhabir görmek çok zordur. 40 yaşında muhabir görmek bile çok zordur. Çünkü bizde muhabirlik, en alttakiler olarak görüldüğü için 30 yaşını geçtiğinde hala muhabir olarak kalanı başarısız olarak görürler. Hala mı müdür olamadın, şef olamadın diyerek. Dolayısıyla bizde kıdem öyle yürümez. Orada muhabir haberler yaptıkça şöhret elde eder, ciddiyeti ve güvenilirliği artar. Muhabirler kendi iç hiyerarşisi içerisinde yükselir. Bizde 25-30 yaşındaki muhabir, 35 yaşına gelince müdür olmayı arzu eder, maaş artsın, pozisyonu güçlensin diye. O nedenle bizdeki muhabirlik daha örselenmiş ve hırpalanmış bir muhabirliktir. Ve bu yüzden muhabire yatırım yapılmaz ve muhabir de kendisine yatırım yapmaz. O nedenle bizdeki yere düşmüş muhabirliği çekip yükseltmek gerekiyor.

Muhabir olmak isteyen öğrencileri nasıl bir yol bekliyor?

Mesele, muhabir olarak başlayabileceği yeri bulmak. Yoksa zaten bir genç gazeteye başvurduğu zaman önce muhabir olarak istihdam edilir. İnsanlar önce gazeteci olmak istiyorlar mı, buna karar verecekler. Gazeteci olmak istiyorlarsa da nasıl bir gazetecilik alanında, türünde, bakışında gazetecilik yapmak istiyorlar, ona karar vermeleri lazım. Muhabirlik yapacaksa muhabirliği nasıl kavrıyor? İstanbul’da Beşiktaş bölgesindeki haberleri takip edecek muhabir mi, ekonomiyi ya da sporu takip edecek bir muhabir mi bunlardan birine karar vermesi gerekiyor. Ya da başladıktan sonra buna karar vermesi gerekiyor. Dışarıdan gazetecilik üzerine fikir yürütmektense tez vakitte bir basın kuruluşunda başlayıp, onu içeriden deneyimleyip ona içerideyken karar vermek gerekiyor.

Bir araştırmacı gazeteci nasıl çalışır?

Bizde muhabirler 30-34 yaşından sonra pozisyon değişikliği arzu ederler ya da gazete ona pozisyon değişikliği sunar. Çünkü muhabir olarak kalmak başarısızlık alameti olarak görülür. Tam da burada ayrılıyor araştırmacı gazetecilik yani ilelebet muhabir kalmayı arzulayan kişi kendi muhabirlik eylemliğini edinip büyütmeye, zenginleştirmeye çalışır. Hangi alanda çalışıyorsa o alandaki hâkimiyetini ve derinliğini arttırır çünkü araştırmacı gazeteci her alanda çalışmaz. Ben insan hakları yargı alanında ya da hak haberciliği alanında uzun zamandır çalışıyorum, belli bir birikim oluşturdum, belli bir bilgiye sahibim, entelektüel birikime sahibim. Dolayısıyla bu kaçınılmaz olarak artık bizi haber yapmakla beraber birden çok aynı alandaki haberi yan yana koyarak onu olgu düzeyine yükseltmeyi sağlıyor. Yani şöyle örnekleyeyim, bugün karakolda bir vatandaşın dövülmesi konusunu yazmışım diyelim, ertesi gün üniversitede hak arayışında olan bir gencin okuldan uzaklaştırılması haberini yazmışım, üçüncü gün Zonguldak’ta kömür ocağında sıkışıp ölen bir vatandaşı yazmışım. Bu haberleri art arda yaparken polis şiddeti başlığında ya da iş kazaları başlığında ya da kışlalarda ölüm başlığında meydana gelen bütün haberleri aşacak biçimde, olgusal düzeyde işkence, kışlalarda ölüm, üniversitedeki baskılar başlığı altında fikir üretebilecek, araştırma yapabilecek bir pratiğe sahip olmasıdır aslında muhabirle araştırmacı gazeteciyi ayıra çizgi. Bu Türkiye’de basın kuruluşlarının gazetecilere açtığı alandan doğmuyor, gazetecilerin ısrarla bu alanda üretim yapmasından ileri geliyor.

Haber kaynağına her zaman güvenilir mi?

Geçirdiğimiz on yıl boyunca haber kaynağının da belge diye sunulanların da, kayıt diye aktarılanların da hepsinin şaibeli olduğunu gördük.