İpek Ongun: “Okumak hayata ilk adım.”

274

Her Genç Kızın Hayatından Geçen Yazar İpek ONGUN

İpek Ongun, her yaştan her dönemden genç kızın hayatına en az bir kez uğramış bir yazar. Genç kızların yaşama doğru atacakları ilk adımlarda, ilk aşklarında, ilk üzüntülerinde, öfkelerinde ve sevinçlerinde yanlarında oldu, olmaya devam ediyor. Her kızın hayatına bir Serra bıraktı. Onunla birlikte yaşadılar tüm duyguları.

 

Gençler için yazarken nelere dikkat ediyorsunuz? Nasıl bir çalışma planınız var?

Gençler için yazarken hem eğlenmelerini hem de bir şeyler öğrenmelerini amaçlıyorum.

Gençlerle aranızda nesil farkı var ve eski duygular yavaş yavaş kayboluyor. Onların hislerini nasıl tanımlıyorsunuz?

Onlar sanal ortama doğmuş çocuklar dolayısıyla bir önceki kuşakların zevk aldığı konular onlara oldukça yabancı. Öte yandan, insanoğlu bir robot değil, duygulara da ihtiyacı var, işte bu bir açmaz yaratıyor. O nedenle bocalıyorlar. Hem sanal ortamdan kopamıyor hem arkadaşsızlıktan, yalnızlaşmadan yakınıyorlar. Farkında değiller (olamazlar da zaten bu yaşlarda) ama onlar aletleri kullanacaklarına aletler onları kullanıyor, esir alıyor adeta. Sonuç da yalnızlık oluyor.

Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisi nesiller üstü bir dizi haline geldi. Her yeni jenerasyon gençlik döneminde kitaplarınızı okuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu gerçek beni çok çok mutlu ediyor. En önemli mihenk taşı zamana karşı yaşanandır, derler ya, ben de kitaplarımın bunca yıl aynı tempoda okunur olmasını zamana karşı verilmiş iyi bir sınav sonucu gibi görüyorum.

İnsanın bir “gözetleme” hissi vardır. Kitaplarınızda genç bir kızın günlüğünü okuyormuşuz gibi hissediyoruz okur olarak. İnsanın içindeki bu merak duygusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kanımca bu merak kişinin kendisiyle ilgili olabilir. Bir kıyaslama söz konusu. Acaba o ne yapmış, benim yaptıklarımla kıyaslanınca ben neredeyim. O neler yaşamış, aynı olayı ben yaşasaydım, nasıl davranırdım, gibi.

Serra karakteri nasıl oluştu?

Sessiz çoğunluğu temsil edecek bir karakter düşünüyordum. Öyle muhteşem güzel, muhteşem zeki, akıllı vs. değil, bildiğimiz, tanıdığımız duyarlı, düzgün bir genç kız. Hayata olumlu bakabilen, evrensel değerleri yaşayan içimizden biri. Böylesi gençler vardı etrafımda, ben de onlardan esinlenerek yazdım.

Her kadının gençlik döneminde var oldunuz. Sizi okudular ve aslında sizinle iletişim kurdular. Bu durum size ne hissettiriyor?

Çok ama çok duygulanıyorum. Okullara gidiyorum, öğretmenler koşup geliyor, kitaplarınızla büyüdük diyerek. Hastaneye gidiyorum, hemşireler, doktorlar hemen yanıma geliyorlar, gözlerinde o çok  yakınına rastlayan kişinin sevecen, sıcacık bakışlarıyla. Düşünün ki, onlar dünün küçük kızlarıydı kitaplarımı okuyan ve şimdi büyümüş karşımdaydılar. Aile gibi, akraba gibi kucaklaşıyoruz. Dahası anneler kızlarıyla geliyorlar, kızım da sizin kitaplarınızı okuyor, onunla bir müşterek noktamız oldunuz, teşekkür ederim, diyerek.

Gençlerden yazdıklarınızı doğrular nitelikte geri dönüşler alıyor musunuz?

Hem de nasıl. Bol bol teşekkür mektupları alıyorum; okumayı sevmezdim, bana okumayı sevdirdiniz, diyorlar. Hayata olumlu bakmayı, kendime güvenmeyi, pes etmemeyi, güzel davranışları öğrendim kitaplarınızdan, diye yazıyorlar.

Yazar olmak isteyen gençler nelerden kaçınmalı?

Okumayan bir insan olmamak gerek. Okumak hayata ilk adım çünkü. Bir de başkalarının yazdıklarını incelemeliler ama asla taklitçilik yapmamalılar, kendi seslerini bulmalılar.