Temel Kerimoğlu: “Bizler sinemanın küçük esnafıyız.”

360

Beyoğlu Sineması, Direnen Sinema

 

Alışılagelmiş sinema düzeninin çok daha ötesinde, herhangi bir ticari amaç gütmeden oynatılan sanat filmleri, yalnızca bir filmle insanın düşünce dünyasını tamamiyle değiştiren, yeri geldiğinde insanı düşündüren bir başka sinema burası, Beyoğlu Sineması…

Yollarda, sokaklarda, AVM’lerde, billboard’larda gördüğünüz, reklamlardan tanıdığınız tek tip oyuncuların, aynı repliklerin, sadece görsel efekt içeren filmlerin, birbirine benzer mekânların olmadığı bir sinemadayız. İstiklâl Caddesi’nde Halep Pasajı’na adımınızı attığınız zaman sizi karşılayacak olan film afişleri tabii ki bugünlerde her yerde gördüğünüz afişler değil! Bu filmler özenle seçilmiş, insanın düşünce dünyasına hitap eden, belki de bu film “hayatımın filmi” diyebileceğiniz filmler. Peki kim seçiyor bu filmleri? diye sorduk, Beyoğlu Sineması’nın Müdürü Temel Kerimoğlu’ndan bize kısaca Beyoğlu Sineması’nı anlatmasını istedik…

Ne zamandır sinema işinin içindesiniz?

İlkokulda sinemada çalışıyordum. Aslında hep sinemanın içindeydim. Üniversitede siyaset bölümünü kazandım ancak 6 ay sonra bıraktım. Tekrar sinemaya devam ettim. Şu anda Beyoğlu Sineması’nın hem ortaklarındanım, hem de müdürüyüm.

Beyoğlu Sineması’nı bize anlatır mısınız?

Burası 1989 yılı, Aralık ayında kuruldu. Kuruluşundan bu yana kültür-sanat filmleri oynatır. Bağımsız filmlere yer vermesiyle tanınır. Seyircisi de bu yönde filmler izleyen insanlardır. Ayrıca Beyoğlu sineması, Türk sinemasının önde gelen oyuncularının, yönetmenlerinin bir okuludur diyebiliriz. Çektikleri filmlerin ilk gösterimleri burada yapılır. Mesela, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gibi yönetmenlerin filmleri ilk kez burada oynamıştı. Bunun yanı sıra Hakan Algül, Cemal Şan, Yılmaz Erdoğan gibi isimler için de burası bir okul gibidir. Buranın bir diğer güzelliği ise, şimdiye kadar birçok sinema salonu kapatılarak iş yeri haline getirildi, bu kez ise tam tersine bir pasajı sinema salonu haline getirdik. Bu yüzden burası bağımsız, ve başka bir sinema.

Beyoğlu Sineması’nın kendine ait bir vizyonu var, bu vizyondaki filmleri kim seçiyor ve düzenliyor?

Genellikle ben seçiyorum. Sinemamızda iki adet salonumuz var, Pera salonumuz 60 kişilik, Beyoğlu salonumuz ise 300 kişilik kapasiteye sahip. Bu iki salonda 5 farklı film oynuyor. Toplamda 10 seansımız var. Yani bildiğiniz anlamda tek bir salonda sabahtan akşama kadar aynı filmin oynaması bizim için söz konusu değil.

Oynatacağınız filmler için kriterleriniz neler?

Herşeyden önce öğretici, sanata yönelik, bağımsız filmler olmalı. İzleyen insanın hayatına yön vermeli, ona öğretmeli. Dram, gerilim, komedi, romantik bunların hepsi var. Ancak daha çok bağımsız Türk filmleri oynatmamızla tanınırız biz. İran sineması, Hint sineması bunların bir çoğu sanat anlamında seyirciye anlatacakları olan filmlerse listeye alıyoruz. Ancak Amerikan sinemasına ait filmleri almıyoruz, çünkü onu izleyecek seyirci zaten avm sinemalarında izliyor. Yani bir seyirci bizim sinemamızdan çıktığında, bizde izlediği bir film onu günlerce düşündürebilmeli.

Beyoğlu’nun da Yeşilçam ve Emek gibi yıkılma ihtimali var mı?

Yıkılma gibi bir durum söz konusu değil, ama kapanma durumu söz konusu. Türkiye’deki sinemalar içinde Avrupa Sinemalar Birliği’ne üye olan tek sinema burası. Avrupa’dan maddi destek almamıza rağmen sinemanın giderleri karşılanamıyor. Çünkü bize seyirci geliri lazım. Artık eskisi gibi seyircimiz olmadığı için, elektrik, vergi, su giderleri karşılanamıyor. Seyircinin gelmeyişi ise gençlerin artık “sinema” olarak bildikleri kavramın sadece avm sinemalarından ibaret olmasıdır… Bizim gibi öğretici, kültürel filmler oynatan sinemalar artık tercih edilmiyor.

Sizce bunun sebebi ne olabilir?

Artık insanlar nasıl ki bakkala gitmiyor, süpermarketi tercih ediyor. Ya da küçük esnafı tercih etmek yerine avm’lerde işlerini hallediyor, aynı şekilde bizler de sinemanın küçük esnafıyız. Bunun en önemli sebebi artık sinemanın tekelleşmiş olması. İnsanlar bir filme giderken tanıdık yüzleri seçiyor, ya da reklamı en çok yapılanları merak ediyor. İnsanlar sanata ilgi duymuyor, öğretici filmler izlemiyor, gazete, kitap, dergi okumuyorlar. Belki de en önemli sebeplerden biri ise internet, gösterime aldığımız filmleri seyirci bedava olarak internetten izleyebileceği için sinemayı tercih etmiyor.

Hâlâ devam eden etkinlikleriniz oluyor mu?

Yaz festivalleri yapıyoruz. Eskiden festival yaptığımızda salonlar seyirciyle dolar taşardı, eskiden dediğim 1995-1997 yıllarında. Artık festivallerimize eskisi gibi ilgi yok. Sinema alanında bir kültüre, bilgiye sahip olan insanlar; yani bizim eski seyircilerimiz, orta yaşlarına geldiler. Şimdi ki gençlerin de tercihi avm sinemaları ya da internetten izlemek oluyor.

Avrupa’da bağımsız sinemalara çok ilgi var, ayrıca korunuyorlar ve maddi anlamda destek veriliyor, seyircisi var. Ancak bizim ülkemizde maalesef ki böyle değil. Beyoğlu sineması, Avrupa’daki dergilere kapak konusu olmuş bir sinema, ayrıca 1990 yılından beridir Avrupa Sinemalar Birliği’nin bünyesinde. Keşke bizler de bu ilgiyi verebilsek.

Son söz olarak; Beyoğlu Sineması, etkisinden uzun süre çıkamayacağınız, kendinizi karakterlerin yerine koyup saatlerce düşüneceğiniz, tartışma oluşturacak filmleriyle İstiklâl Caddesi’nde sizleri bekliyor. Gerçek bir sinemada, gerçek filmler izlemek her gencin yapması gereken bir kültürel etkinlik. Burası, tekelleşmiş sinema sektörünün peşine takılmayarak kendine farklı bir yol çizmeye çalışan bir sinema. Beyoğlu Sineması, başka bir sinema.

Dipnot: Bu röportajı 2015 yılının Mayıs ayında gerçekleştirdik. Beyoğlu Sineması uzun süredir tekelleşen sinema sektöründe ayakta kalmak için direniyor. Bu duruma son çare olarak sadakat kart uygulaması getirildi. Umuyoruz ki sinemaya gereken destek sağlanır ve bir tarihi daha kaybetmek durumunda kalmayız.