“Adımızı soran, arayan var mı?” Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ardından…

244

Edebiyatımızın ölümsüz çınarı Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Doğduğu şehirde öğrenim hayatına başlayan Tanpınar’ın babası kadılık mesleğini yerine getirmekteydi. Babasının mesleğinden dolayı Tanpınar, Anadolu’nun birçok yerinde yaşamıştır. Eğitimini de farklı şehirlerde sürdüren Tanpınar’ın annesi ise bu yıllarda vefat etmiştir. Henüz 13 yaşında olan yazarımız, annesinin ölümünü eserlerine de yansıtmıştır. Daha sonra Tanpınar ve babası Antalya’ya yerleşmiş ve lise öğrenimini burada bitirmiştir. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne kaydolur. Tanpınar’ın edebiyat yaşamı için bu büyük bir adımdır. 1919 yılında kaydolduğu Edebiyat Fakültesi’nde hocaları arasında Yahya Kemal Beyatlı bulunmaktadır. Böylesine büyük bir şairden ders alarak Tanpınar, bu şekilde kendisini derin bir edebiyat deryasında bulmuştur. Üniversite eğitiminden ise usta kalem Tanpınar, Hüsrev ü Şirin mesnevisi üzerine hazırladığı bir tez ile bitirerek mezun olmuştur.

Şiirlerini ilk olarak Dergâh dergisinde yayımlamıştır. Üniversite mezuniyetinden sonra Tanpınar, edebiyat öğretmenliği yapmaya başlar. Liselerde, enstitülerde edebiyat öğretmenliği yapan Tanpınar, 1939 yılında ise Ahmet Hamdi Tanpınar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atanmıştır.

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1942 yılında milletvekili olarak meclise girmiştir. Bir süre bu görevi yerine getiren usta yazar bu görevinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nda müfettişlik görevini de üstenmiştir. Birçok ülkede görev yapan Ahmet Hamdi Tanpınar, 24 Ocak 1962 tarihinde kalp krizi nedeniyle yaşama veda etmiştir.

“Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…

Bu da gösterir ki, zaman ve mekan insanla mevcuttur!”

Tanpınar’ın edebi kişiliği

Ahmet Hamdi Tanpınar, yaşamı boyunca sürdürdüğü öğretme misyonunun yanı sıra roman, öykü, deneme gibi edebi türlerde eserleri kaleme alır. Hocası Yahya Kemal Beyatlı’nın etkisi ile Tanpınar, hem klasik Türk şiirini hem de Batı’da büyük yankı uyandıran birçok önemli şairi tanıma fırsatı bulmuş ve bunu şiirlerine yansıtmıştır. Şiir alanında çok fazla eseri bulunmayan Tanpınar, sayısal azlığa rağmen kaleme aldığı şiirleri ile dikkat çekmeyi başarmıştır.

Ahmet Hamdi Tanpınar, özellikle edebi eserlerinde dili kullanma biçimi ve bu konudaki ustalığıyla da anılmaktadır. Fakülte eğitimi sırasında hocası olan Yahya Kemal’in bu konudaki etkisini göz ardı etmemek gerekir. Tanpınar, eserlerinde dili bir musiki eseri gibi ahenkle ve titizlikle kullanmıştır. Musiki özelliğinin yanı sıra Ahmet Hamdi Tanpınar resim sanatına da ilgi duymuş ve bu ilgiyi şiirlerine de ustalıkla yansıtmıştır. Şiirlerinde adeta bir tablo gibi manzaralar çizen Tanpınar, çeşitli simgeci özellikleri de yönelmiştir.

Selâm Olsun
Selâm olsun bizden güzel dünyaya
Bahçelerde hâlâ güller açar mı?
Selâm olsun sonsuz güneşe, aya
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

Hepsi güzeldi, kar, tipi, fırtına
Günlerin geçişi ardı ardına
Hasretiz bir kanat şakırtısına
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan
Dönmeyen gemiler olduk açıktan
Adımızı soran, arayan var mı?
(Tanpınar 1981: 26)

Tanpınar’ın arşivinden “Mahur Beste”

Kaynak: Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin web sitesine gitmek için tıklayın.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sinemaya bakışı ile ilgili bilgi edinmek için tıklayın.