Uzun ince bir yolda: Âşık Veysel Şatıroğlu

562

Uzun İnce Bir Yoldayım
Gidiyorum Gündüz Gece 
Bilmiyorum Ne Haldeyim 
Gidiyorum Gündüz Gece…

25 Ekim 1894 Şarkışla, Sivas’ta dünyaya gelen Veysel Şatıroğlu, nam-ı diğer “Aşık Veysel” 21 Mart 1973 Sivrialan, Sivas’ta hayata gözlerini yummuştur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensup olan Aşık Veysel, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük halk ozanlarındandır.

Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirmiştir. Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetmiştir. Kendi anlatımına göre: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım… Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.”

Gözlerini dünyaya kapatan Veysel’in haline üzülen babası, ona oyalanması için bir saz alır. Zaman zaman evlerine gelen Aşıkları pür dikkat dinleyen Veysel, ilk saz dersini Çarmışıhlı Ali Ağa’dan alır. Karanlık dünyasını aydınlatan; Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanlarla da bu vakitlerde tanışır.

Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru “belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz” düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendirirler. Esma’dan bir kızı, bir oğlu olur Veysel’in. Oğlu daha on günlükken vefat eder. Karısı da onu bırakıp kaçınca kucağında 6 aylık bebeğiyle kalır Veysel. Tam 2 yıl kucağında gezdirir Veysel kızını ancak o da vefat eder.

5 Aralık 1931′ de Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşlarının düzenlediği Halk Şairleri Bayramına katılır. Tecer’in direktifiyle Cumhuriyetin 10. yılına nazaran Atatürk için şiirler yazılır. Veysel’in destanı çok beğenilir, Ankara’ya gönderelim denir. Veysel “Ben gider okurum” der ve arkadaşıyla beraber yalın ayak yola düşer. Ama Atatürk’e ulaşamaz. Şiirini zar zor Hakimiyet-i Milliye Gazetesine verir. Destanı 3 gün gazetelerde kalır. Bir salonda konser verir. Daha sonraki yıllarda bütün yurdu il il dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp-söylemeye başlar, sevilir ve saygı görür.

Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yapmıştır. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlanmıştır. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel’in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Âşık Veysel’den bizlere kalan en bilindik eserlerinden biri Uzun İnce Bir Yoldayım…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir